Anne ve Çocuk GENEL Yaşam Tarzı

Toksik pozitiflik: pozitiflik nasıl zehirli hale gelir?

Toksik pozitiflik

‘Kendini üzme, her şey yoluna girecek!’ Positive vibes only! Bu cümleleri daha önce kaç kez duydunuz? Bir ruh bilimcinin ağzından çıkmadıkları aşikar daha çok TEDx konuşması olan kişisel gelişim uzmanının kurabileceği ve gerçek duyguları kabulü reddeden iki tehlikeli cümle! İşte sığ bir kaçınma yöntemi olarak toksik pozitiflik!

Nedir?

Hayata karşı olumlu bir mizaca sahip olmanın genel sağlığımız için iyi olduğunu hepimiz biliyoruz. Sorun şu ki hayat yalnızca olumlu duygular toplamı değildir. Hepimiz acı verici duygular ve deneyimlere sahibiz. Bu duygular, genellikle hoş olmasa da önemlidir ve dürüst bir şekilde hissedilmeleri ve ele alınmaları gerekir. Toksik pozitiflik, bir olay veya durum ne kadar üzücü veya zor olursa olsun, insanların olumlu bir düşünce sürdürmesi gerektiği inancıdır. Bir tür “sadece olumlu duygular” yaklaşımıdır. Pozitif düşünceye yapılan bu eleştirel bakış tüm bir süreci ele almaz ve iyimser olmanın ve pozitif düşünceye sahip olmanın faydalarını göz ardı etmez.  Toksik pozitiflik daha çok duyguları olduğu gibi ele almamaya bir eleştirel bakıştır. 

“her şeyin bir nedeni var”

Bizi üzen bir durumu veya kaybı ele alalım. Bu benzeri bir kayıp veya durum yaşadıktan sonra etrafımızdaki bazı kişilerden şu kaderci yaklaşımı duymuş olmalısınız ‘ her şeyin bir nedeni var’ İnsanlar genellikle bu tür ifadeleri rahatlatıcı olduklarına inandıkları için yapsalar da, bu aynı zamanda hem kendilerinin hem  başkalarının acısından kaçınmanın bir yoludur.

Toksik pozitiflik: mutluluk bir seçimdir

İşini kaybettiği için üzgün hisseden biri gerçekte de bunu seçmiş olabilir mi? İç koşulların mutluluğumuzu dış koşullardan daha çok etkilediğini şu makalede yer vermiştik ancak ya iç koşullarımız ‘mutlu’ hissetmemiz için doğru koşullara sahip değilse? Örnekle duşta ayağınız kaydı ve düştünüz, hiçbir şey olmadı. Sonraki aylarda kendinizi sıklıkla endişeli hissettiniz ama çevresel koşullarda sizi endişeli hissetmeye iten bir farklılık yoktu. Profesyonel destek almaya başladınız ve beyin MR sonuçlarınız banyoda düştüğünüz o gün muhtemel bir beyin sarsıntısı yaşadığınızı ve bununda beyninizde bazı nörotransmitterin oluşumunu etkilediğini öğrendiniz. Bu benim uydurduğum bir hikaye değil beni bu makaleyi yazmaya iten ve birkaç gün önce izlediğim bir haberden alıntı. Gerçek şu ki mutluluk bir kavram değil olgular bütünüdür ve kulağa muhteşem bir şeymiş gibi gelse de sadece isteyerek ona sahip olamayız!

Çoğunlukla iyi niyetle söylenen bu ifadelerin temelinde gelişmemiş bir içgörü veya empati kuramama hali bulunuyor. En iyi ihtimalle, bu tür ifadeler, başkalarının duygularıyla uğraşmak zorunda kalmamanız için sizi kurtaran basmakalıp sözler olarak ortaya çıkar.

Toksik pozitiflik

Bir bütün olmayı tercih ediyorum‘ Carl Jung

Çoğumuz mutsuz ya da kederli olarak görünmek istemiyoruz. Bu yüzden kendimize karşı dürüst olmak ya da her şey harika gidiyormuş gibi davranmak arasında kaldığımızda, ikincisini benimsemeye meyilliyiz. Toksik pozitiflik, insanlara hissettikleri duyguların diğer insanlarca kabul edilemez olduğunu söyler. Burada ‘mutlu görünmemeye’ karşı duyulan bir utanç hali vardır ve araştırmalar gösteriyor ki bastırılan duygular uzun vadede  obsesyonlara dönüşür. 

‘Yalnızca olumlu duygular” mantrası, yoğun kişisel sıkıntı zamanlarında özellikle sinir bozucudur. İnsanlar finansal sıkıntı, iş kaybı, hastalık veya sevilen birinin kaybı gibi durumlarla uğraşırken, iyi tarafından bakmaları gerektiğinin söylenmesi tamamen acımasızlık . Zorlu deneyimler ve zorluklar karşısında iyimser olmak mümkündür. Ancak travma geçiren insanlara pozitif kalmaları veya güneşli bir bakış açısına sahip olmadıkları için yargılandıklarını hissetmeleri söylenmesine gerek yoktur.

Hayat size ekşi limonlar sunuyorsa siz de tuz ve tekila isteyin!

Toksik pozitifliğin açıklayıcı bir işareti, duygularınızı görmemenin bir yolu olarak minnettarlığa odaklanmaktır. Minnettarlığın kötü bir şey olduğunu söylemiyorum ancak bunu kendimizi geçersiz kılmak için kullanıp kullanmadığınızı bilmemiz gerekiyor. Anlamsız bir minnattarlıktaki toksik pozitiflik sizi pasifist biri yapar. Çoğu zaman için fazlasına ihtiyaç duymanızda herhangi bir sorun yok. Neye ihtiyaç duyduğunuzu ve ne için minnattarlık duymanız gerektiğini en iyi siz bilebilirsiniz. 

Bu konuyu fazlasıyla büyütüyorum- büyütüyorsun 

Sizinle zor bir durumu paylaşmaya çalışırken birisine -kasıtlı olsun ya da olmasın- bu cümleyi kullanmak, bir kopukluk yaratır. Çünkü cümle kişinin öznel deneyimini geçersiz kılıyor. Kederinde, üzüntüsünde veya öfkesinde onlarla olmak istemiyorsanız, biriyle bağ kuramazsınız. Aynı durum kişinin kendisi içinde geçerlidir.  Benzer bir deneyime sahip biri zor bir dönemi sizden “daha iyi” geçiriyor diye, bu karşılaştırmaya başlamak toksik pozitifliğin en iyi yansımasını ifade eder. Korku, üzüntü ve öfke benzeri olumsuz duygular, yaşanması en kolay duygular olmasa da bize rehberlik etmek için varlar.

Toksik pozitiflik: alternatifler

Zihinsel olarak sağlıklı olmanın her zaman mutlu olmak anlamına geldiğine dair bir yanılgı var. Gerçekte ise mutluluk olumsuz duyguları bastırmaktan ve kendini iyi hissettiren ifadeler kullanmaktan değil, o anda hissettiğimiz şeye yaslanmaktan ve olumlu-olumsuz tüm duygularımızı kabul etmekten geçer. Kendinizi toksik pozitiflik sergilerken buluyorsanız, kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şey, duygularınızı yargılamadan kabul etmektir. Karşılaştırmalara yol açacak ve nasıl hissetmeniz gerektiğinin bir versiyonunu yaratacak sosyal medya mesajlarına şüphe ile yaklaşın. 

Kişilerarası hatalarınızı kabul edin. Hiç kimse mükemmel değildir ve hepimiz hata yaparız, bu yüzden hatalarınızda kendinize yüklenmemeye çalışın. Yapabileceğiniz en iyi şey, bunun farkına varmak ve sevdiklerinize bir dahaki sefere nasıl daha iyi yanıt verebileceğinizi sormak. 

Günün sonunda, her şey denge ile ilgili. İyimserlik ile kendinize karşı dürüst olmak arasında denge kurun. Acı çektiğimizde gerekli olan iyileşmeyi aceleye getirmeden gümüş astarı bulmak mantıklı bir yaklaşımdır.  Zor zamanlarda pozitif kalmak harikadır ve zihinsel esnekliğe yardımcı olur, ancak gerçek şu ki, zorlu duyguları işlemek ve entegre etmek de dayanıklılık oluşturur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.